Çocuklarda İman Esaslarının Öğretimi

Çocuklarda İman Esaslarının Öğretimi
5 (100%) 1 vote[s]

Çocuklarda İman Esaslarının Öğretimi

iman-egitimi

İman esasları, Kur’an ve hadise uygun olarak; ancak yetişmekte olan çocuğun anlayış seviyesi de dikkate alınarak öğretilmelidir. Soyut kavramları anlayacağı yaşa gelinceye kadar, Allah ve peygamber inancını ve diğer iman esaslarını öğretmenin inceliklerini bulmak gerekecektir. Şurası unutulmamalıdır ki, çocuk akil ve baliğ olana kadar dinen sorumlu değildir. Ancak bu yaşa gelinceye kadar din eğitiminde başarılı olabilmek için bazı konulara dikkat etmek gerekecektir. Dinî konuları çocuğun zekâ, öğrenme ve anlayış seviyesini göz önüne alarak, anlatmak şarttır. Dinen doğrudur diye her konu ve bilgiyi zamanı gelmeden öğretmeye kalkmak yerinde olmaz. Öğretimde yerli yerinde bir sıralama yapmak, hangi konuyu nasıl bir ölçü içinde verebileceğimizi bilmek, yalnız çocuklar için değil, her yaştaki insanların din eğitiminde kullanılması gereken bir metot olarak tavsiye edilmiştir.

Din Eğitiminde ki Temel Esas

cocuklarda-din

“İnsanlarla akıllarının alacağı kadar konuşulmasını” isteyen Peygamberimiz(sav), muhataplarının anlayış seviyesini, yaş ve meşguliyet alanlarını dikkate alarak din eğitimi yapıyordu. Hz. Hüseyin diyor ki: “Babama, Peygamber Efendimizin arkadaşlarına karşı tutumunu sordum. Dedi ki: Rasulullah(sav) devamlı olarak güler yüzlü, yumuşak huylu ve alçak gönüllüydü. Ne kaba, ne katı kalpli, ne bağırıp çağıran, ne de yerici idi. Hoşlanmadığı şeyleri görmezlikten gelirdi. Hiçbir ümit edenin ümidini kırmaz ve onu mahrum etmezdi. Kendi nefsi ile ilgili olarak münakaşa, mübalağa, lüzumsuz şeyler olmak üzere üç şeyi yapmazdı. Kimseyi yermez, kimsenin gizli hâllerini araştırmaz, kimseyi ayıplamaz ve sevabı olmayan şeyler konuşmazdı. Kendisi konuştuğu zaman, yanında oturanlardan her biri başına kuş konmuş gibi başlarını eğip onu dinlerlerdi. Kendisi konuşunca onlar susar ve ancak O susunca onlar konuşurlardı. Yanında çekişmezlerdi. Arkadaşları neye gülerse O da güler,
neye hayret ederse O da ona hayret ederdi. Bir yabancının biçimsiz konuşmalarına ve yersiz sorularına karşı o kadar sabrederdi ki, ashabının sabrı tükenirdi.

Ancak bu yaşa gelinceye kadar din eğitiminde başarılı olabilmek için bazı konulara dikkat etmek gerekecektir. Dinî konuları, çocuğun zekâ, öğrenme ve anlayış seviyesini göz önüne alarak, anlatmak şarttır. Dinen doğrudur diye her konu ve bilgiyi, zamanı gelmeden öğretmeye kalkmak yerinde olmaz. ‘Bir ihtiyaç sahibini gördüğünüz zaman ona yardımcı olunuz.’ derdi. Kimsenin sözünü haksız bir şey söylemedikçe kesmezdi. Ancak konuşan haksızlığa başlayınca ya onu engeller ya da oradan kalkıp giderdi. Her kavmin büyüğüne ikram eder ve onu onların başında bırakırdı. Hiç kimseden güler yüzlülüğünü esirgemezdi.”

Peygamberimiz(sav), bütün insanlara, ihtiyaçlarına, ruhsal ve bedensel kabiliyetlerine, sosyal ve ekonomik seviyelerine göre eğitim yapardı. Onların dinî konulardaki anlayış seviyesini tespit ederek hangi konuya öncelik vermek gerekiyorsa, ona öncelik vererek dine girmesini ve din yaşayışının gereklerini yerine getirmesini sağlıyordu.

“Burada olanlar burada olmayanlara iletsinler ve bana işini iletmeye gücü yetmeyen kimselerin işlerini siz iletin. Zira kim, bir yöneticiye ihtiyacını iletmeye gücü yetmeyen kimsenin ihtiyacını yöneticiye iletirse Cenab-ı Allah, kıyamet gününde o kimsenin ayaklarına kuvvet verir.” Bir meselesini doğrudan doğruya yetkili amire ulaştırma imkânı bulamayanlara yardımcı olarak, yetkilinin yakınında bulunanların bu görevi yerine getirmesi tavsiye ediliyor. En sade bir kimsenin doğrudan işini takip edebileceği gibi, bunu yapamayana yardımcı olmanın önemi belirtiliyor. Genel anlamdaki sevk ve idare için bu
ölçüler geçerli olduğu gibi, eğitim ve öğretim için de geçerlidir.

Öyle insanlar vardır ki hiçbir tereddüt, araştırma, şüphe içine girmeden iman eder; yine öyle insanlar vardır ki, uzun arayış ve incelemeler sonunda iman eder ya da bütün ikna edici metotlara rağmen iman etmeyebilir. Bütün bunlar insanların ruhsal eğilim ve kabiliyetleri sonucudur. Hz. Ebu Bekir’in inanmasından bahseden bir hadiste “Ben, kime İslamiyeti teklif ettimse mutlaka tereddüt ve duraksama geçirdikten sonra kabul etti. Fakat Ebu Bekir öyle yapmadı. Ona söyleyince hiç duraksamadan ve tereddüt etmeden kabul etti.” Hz. Ebu Bekir bu şekilde iman edip ilk günden beri imanın gereğini yerine getirirken, bazı Müslümanlar sosyal durumlarına göre hareket ediyordu. Kimisi iman ediyor, fakat imanını zamanı gelmeden açıklaması Peygamberimiz(sav) tarafından uygun görülmüyordu.

Yetişmekte olan çocuklara din eğitimi verirken;

din-egitimi

Onların ruhsal ve bedensel gelişmelerini göz önünde tutmak, anlayış, zekâ, ilgi ve dikkatlerini bilerek öğretim yapmak şarttır. Şurası unutulmamalıdır ki, eğitimin bütün konularında başarılı olabilmek, insanı ve eğitime muhatap olduğu zamandaki durumunu tanımaya bağlıdır.

Bütün bunlar yetişkin insanlara bile din eğitimi yapılırken, onların durumlarını dikkate almanın gerektiğini gösteriyor. O halde yetişmekte olan çocuklara din eğitimi verirken, onların ruhsal ve bedensel gelişmelerini göz önünde tutmak, anlayış, zekâ, ilgi ve dikkatlerini bilerek öğretim yapmak şarttır. Şurası unutulmamalıdır ki, eğitimin bütün konularında başarılı olabilmek, insanı ve eğitime muhatap olduğu zamandaki durumunu tanımaya bağlıdır. Din eğitiminde de aynı kurallar geçerlidir. Ancak bir psikoloğa göre: “Din, kendine has başkalığı olan heyecan, duygu ve istek hâllerinin tümüdür”. Din eğitiminin de genel eğitim kurallarından faydalanmakla beraber, kendine has metotları ve kaideleri olacaktır.

Hz. Peygamber İslam’ın esaslarını bir hadisinde açıklar. Bütün hadis kitaplarında bulunan bu hadis, aslında Kur’an-ı Kerim’in ayetlerine dayandırılmıştır (Bakara Sûresi, 285 ve Nisa Sûresi, 136). Hadis şöyledir:

“Bir gün bir yabancı kimse Hz. Peygambere gelip şu soruyu sordu: İman nedir? O şöyle cevap verdi: 1) Allah’a 2) Meleklerine 3) Kitaplarına 4) Peygamberlerine 5) Ahiret gününe 6) Hayrın ve şerrin de takdir ve tayinin de Allah’a ait olduğuna inanmaktır…”

Hadisin devamında İslam ve ihsan da anlatılıyor. Ancak İslam’dır ki dinin safiyet içinde kalmasına büyük önem vermiştir. Hz. Peygamber(sav) zamanından beri iman ve ibadet esasları değişmeden gelmiştir.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir