Çocuklarda Allah Sevgisi

Çocuklarda Allah Sevgisi
4 (80%) 3 vote[s]

Çocuklarda Allah Sevgisi

Allah sevgisi2-3 yaşından itibaren çocuk, çevresinde olup bitenleri soracağına, bunun sebeplerini kendine göre bulmaya çalışacağına göre, Allah hakkında bilgiler de isteyecektir. Bunu da, anne ve babasına soracaktır. İşte bu yaşlardan itibaren Allah hakkında kısa ve doğru bilgileri çocuk sordukça, ilgi ve merakı arttıkça verebiliriz. Verilen tüm bu bilgilerin tevhit inancının temel bilgileri olmasına ve çok kısa, anlaşılır bir şekilde aktarılmasına dikkat edilmelidir.

Bu konuda bilmeyerek yapılan bazı yanlışları tespite ve doğru olan eğitim şeklini bulmaya çalışalım. Örnek olarak burada bazı olayları vermek yerinde olacaktır: Bir din görevlisi baba, bir kandil gecesinde, 3-4 yaşındaki kızına dinî konularda bilgi vermek ister. Her şeyi Allah’ın yarattığını, onun için en çok onu sevmemiz gerektiğini, bize doğru ve güzel olan düşünce ve davranış şekillerini Peygamberimiz(sav)’in öğrettiğini Allah’tan sonra da Peygamber’i sevmemiz gerektiğini söyler. Çocuğun cevabı şöyle olur: “Ben Peygamberi(sav) Allah’tan daha çok seviyorum.” Babası şaşkınlıkla sebebini sorar. Der ki: “Geçenlerde annem bana dedi ki; Allah yalan söyleyeni cehennemde yakar. Allah’ın cehennemi varmış, Peygamber’in cehennemi olmadığına göre, ben onu daha çok seviyorum”. 2-3 yaşından itibaren çocuk, çevresinde olup bitenleri soracağına, bunun sebeplerini kendine göre bulmaya çalışacağına göre, Allah hakkında bilgiler de isteyecektir. Bunu da, anne ve babasına soracaktır. İşte bu yaşlardan itibaren Allah hakkında kısa ve doğru bilgileri çocuk sordukça, ilgi ve merakı arttıkça verebiliriz.

İlahiyat Fakültesi’nden mezun, din görevlisi eski bir öğrencimiz, 6 yaşındaki çocuğunu, yaramazlık yaptığı zamanlarda, “Allah seni sevmez, seni cehennemde yakar.” vb. sözlerle yaptığı işlerden vazgeçirmeye çalışıyor. Bir sabah kahvaltısında çocuk birdenbire “Baba bizim köyde Allah var mı?” diye sorar. Çocuğun bu sorusunu merak eden baba, “Oğlum Allah her yerde vardır. Ama niçin soruyorsun?” diye sebebini araştırdığında, çocuk şu cevabı veriyor: “Eğer orada Allah yoksa oraya gidecektim de.” Baba diyor ki: “Yaptığımız eğitimin yanlış olduğunu anlayarak, ondan sonra düzeltmeye çalıştım, yanlış olarak gördüğüm her iş ve davranışta Allah’tan korkmasını telkin etmekten vazgeçtim”.

Allah’ı Anlatılırken Yapılan Başlıca Hata

Allah inancıÇocuğun ruhsal gelişimine uygun olmayacak tarzda Allah’ın insanla ilişkisine yer verilmiş olmasıdır. Üstelik bu bilgiler dinin esaslarına da uygun değildir. Dinî bilgilerin çocuklara 3-4 yaşından itibaren verilebileceğini, her şeyi yaratan ve idare eden Allah tasavvurunun, çocukların o yaşlardaki anlayışlarına zor gelmeyeceğini söyleyebiliriz. Yeter ki öğretim metodu doğru seçilsin. “Esasen çocuk düşünmeden, şüphelenmeden ve itiraz etmeden kabullenmeye hazır olduğundan, söylenenlere içtenlikle inanır. Buna sadece dil ile ifade etmek denmez, aynı zamanda ruhun da kabulü ve inanışı denir. Doğal olan da budur. Çünkü çocuk inanmakla kendini güçlenmiş ve Allah’a yaklaşmış hisseder. Onda bu duygu uyandıkça, Allah’ın kendine yakınlığı da o ölçüde artacaktır. Böylece çocuk, hayatı iyi, güzel ve yaşamaya değer bulacak o nispette de yaşama gücü artacaktır.”

Bir zaman gelecek ki, çocuk sevmediği şeyleri (ölümü, hastalığı, sakatlığı) da soracaktır. Ancak bunları (karşılaştırıcı bir şekilde) sormaya başlamadan önce anlatmak gerekmez. 6-7 yaşlarından itibaren, çevresinde olup biten ve çocuk için acı verici olayların (bir yakınının ölmesi, sakat kalması gibi olaylar) açıklanmasında da Allah inancı, olumlu anlamda yardımcı olacak, çocuğun acıya katlanmasını da sağlayabilecektir.

Bir yakınını (anne ve babasını) kaybeden çocuğa, “Onu yaratan Allah’tır. Ona şu kadar süre ömür verdi. Şimdi ise öldü, senin gibi bir çocuğu geride bıraktı. Sen iyi, dürüst ve çalışkan bir çocuk olursan, annen ve baban için ileride iyilikler yapabilirsin. Allah da ona senin yaptığın bu iyi davranışlardan dolayı daha güzel nimetler verir.” gibi telkinlerle, ahiret inancı da öğretilebilir. Böylece çocuk için en acı verici olan ölüm olayı olumlu manada bir eğitim aracı olabilir. Belki bu durumlarda çocuklar da insanlar da telkine en müsait durumdadırlar. Böylece Allah inancının tamamlanması da sağlanmış olur. Yani dünya ve ahiret hayatının sahibi olan bir varlığın olduğu, her şeyi yaratanın, besleyip büyütenin O olduğu, zamanı gelince ölenlerin dirilerek sonsuz iyilikler ve güzelliklere ulaşabileceğini anlatarak çocuğa, devamlı olumlu ve güzel motifler kullanarak din eğitimi yapılabilir. Allah inancına bağlı olarak ahiret inancının da kısa bilgilerle öğretimi hazırlanmış olur.

Yukarıdaki olaylarda, alışkanlıkların tesiriyle ve bilmeyerek pek çok yetişkin insanın yaptığı ve yapabileceği hataları gördük. Çocukları korkutarak, birtakım yanlış davranışlardan caydırmak için, Allah’ın ceza vereceğinden bahsediliyor. Yalan söyleyen, annesini üzen ve evi kirleten, arkadaş ve kardeşleriyle geçinemeyen, başkasına ait oyuncak ve eşyaları alan çocukları bu gibi davranışlardan uzaklaştırmak için, Allah’ın hakkında henüz hiçbir bilgisi olmadığı halde, Allah’ın ceza verici ve korkutucu olduğunu, hiç kimsenin önleyemeyeceği kudretiyle insanlara cezalar vereceğini telkin etmek, çok yanlış sonuçlar doğurur. Çocuğun korkak, endişeli, her davranışında tereddütlü bir insan olmasına yol açar. Çocukluğunun güzel hayalleri ve ümitleri zayıflar. Kaldı ki bu türlü bir telkin dinin eğitim esasına da aykırıdır. Ancak bunlar bilinçli bir şekilde yapılmıyor. Birçok yanlış alışkanlığın sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Öyleyse yetişkinlerin, anne babaların konuşma ve davranışlarını gözden geçirmeleri şarttır. Öncelikle yetişkin insanlar, bu bakımdan kendi bilgilerini ve davranışlarını kontrol etmeleri gerekmektedir.

Yalan nedir? Ceza nedir? Suç ve günah nedir? Niçin, bunların karşılığında bir ceza verilmesi gerekir? Bu cezaları kim verir? Nasıl verir? Çocuk bütün bunları öğrenmeden önce Allah’ın ceza verici bir kudret olarak öğretilmesi yanlıştır. Zamanı gelince, sevap ve günahın ne olduğunu öğrenince, iyiliğin ve kötülüğün bir karşılığı olması gerektiğini anlayınca cehennemden, günah ve cezadan bahsedilmelidir ki çocuk suç ile ceza arasındaki ilgiyi kavrasın ve Allah’ı sadece ceza veren bir varlık olarak tanımasın.

Duygusal gelişmenin, zihinsel gelişimden daha önce olduğunu biliyoruz. Ruh ve beden gelişimini araştıran psikologlar, insanda en temel duyguların; sevgi, bağlanma ve güven duyguları olduğunu, ilk ortaya çıkan duyguların da bunlar olduğunu söylüyor. O halde başlangıçta bu duyguların uyanışını esas alarak eğitim yapmak yerinde olacaktır. Çocuk merkezli eğitim anlayışlarında, çocuğun sevildiğini bilmesinin onda öz güvenin artmasına yardım edeceği ileri sürülmektedir. O halde Allah’ın kendisini sevdiğine bütün kalbiyle inanan çocukların bu inançları, yeri geldikçe kuvvetlendirilmelidir. Özellikle hayatın ilk yıllarında diğer sevgi çeşitlerine göre önem kazanan korumaya dayalı sevgi, çocuğun çevresindekilerle sağlıklı ilişkiler kurmasına yardım eder. Her zaman yanında olan yaratıcının aynı zamanda onu bütün kötülüklerden koruduğunu bilmesinde de fayda vardır.

Allah İnancı İlk Yaşlarda Şöyle Verilebilir

  • Bütün varlıkları yaratan, insanları diğer varlıklardan daha üstün kılan ve seven,
  • Özellikle çocukları daha çok seven ve koruyan,
  • Besleyip büyüten,
  • Sayılamayacak güzellikte yiyecek ve içecek veren,
  • Çiçeklerle, hayvanlarla tabiatı dolduran,
  • Suçları ve yanlış davranışları hemen cezalandırmayıp, yanlışların farkına varmamız, onlardan vazgeçmemiz için zaman tanıyan,
  • Davranışlarımızın iyi ve güzel olanlarını beğenen ve büyük ölçüde ödüller veren,
  • Yaptığımız bir iyiliğe karşılık pek çok iyiliğe ulaşmamızı sağlayan, Yüce Rabbimizdir.

O, hatalarımızı görüp tövbe etmemizi istemektedir. Rahmeti ve bağışlaması gazabından fazladır. Ceza vermesinin sebebi; insanlara zulüm ve kötülük yapan, kendine, topluma ve tabiattaki canlı ve cansız varlıklara karşı kötülüğü dokunan, günah işleyen, günahında ısrar eden ve bu davranışlarından vazgeçmeyen insanları günahtan vazgeçirmektir.

İnsan, düşünce  ve hayallerden, hatırına gelebilen olumsuz arzulardan sorumlu değildir. Yeter ki, bu gibi kötülükleri yapmasın, söz ve fiille uygulamaya koymasın, başkalarına yansıtmasın. Bir hadiste Peygamberimiz(sav), “Şüphesiz ki Allah(cc), ümmetinin hatırına gelen (günah olan) şeyleri yapmadıkça veya başkalarına söylemedikçe affeder”.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir