Çocuğun Eğitiminde Çevrenin Önemi

Çocuğun Eğitiminde Çevrenin Önemi

İnsan şahsiyetinin oluşumunda çevrenin büyük etkisi, insanlığın ortak bir kültürü olarak eski zamanlardan beri bilinir. Hz. Peygamber’in anlattığı tarihî bir kıssaya değinmek isterim;

Doksan dokuz kişiyi öldüren bir katil, bir gün gidişatının yanlışlığını idrak ederek, tevbe edip hâlini düzeltmek ister. Bu konuda kendisine nasihat edecek birilerini ararken, bir rahip tavsiye edilir. Gider, ona durumunu anlatır. Doksan dokuz kişiyi öldüren câniyi dinleyen rahip: “Bu kadar cana kıymışsın, buna tevbe mi olur!” diyerek kişinin arayışına olumsuz bir cevapta bulunur. Câni, öfkelenerek rahibi de öldürüp, katlettiği kişi sayısını yüze tamamlar. Fakat câni, rahat değildir; kendisine yol gösterecek birilerini aramaya devam eder. Bu sefer ona bir âlimden bahsedilir. Câni, ona gider, durumunu teferruatıyla anlatır.

Resûlullah, çevrenin, gafil bir insanın üzerinde icra etmekte olduğu emrivakisini bir sosyolog hassasiyetinde ifadeye dökmek üzere o âlim kişinin ağzına şu hikmetli cevabı koyar: “Bak hele! Seninle tevben arasına kim girebilir? Ancak, yaşamakta olduğun o habis köyden çıkacaksın. (Zira seni bu cinayetlere iten, köyün bozulmuş içtimaî şartlarıdır, oranın kötü ortamıdır). Falanca köye gideceksin. O sâlih bir köydür, orada Rabbine itaat et.” Hadisin Müslim’de gelen vechinde, şu ifade var: “… Falanca yere git, zira orada Allah’a ibadet eden insanlar yaşıyor. Onlarla sen de ibadet et. Artık bir daha kendi beldene dönme, zira orası kötü bir yerdir.”

Bediüzzaman, meseleyi İbn-i Sina örneğini de vererek anlaşılır bir üslupla anlatır. Ona göre, beşeriyetin telâhuk-u efkârla geldiği bugünkü noktada, çocuklar bile, pek çok meseleyi bilmede İbn-i Sina’dan, -yani şiddet-i zekâ ve kuvvet-i fikir ve kemâl-i hikemiye ve vüs’at-i kâriha noktasında, bu zamanın yüzlerce feylesofundan daha ağır gelecek İbn-i Sina’dan- daha ileridirler, bunlar ondan daha iyi bilmektedirler: “Noksaniyet, İbn-i Sina’dan değil. Çünkü o İbn-i Zaman’dır. Onu noksan bırakan zamanın noksaniyeti idi.”

Malik ibn-i Nebî ise, çocuk şahsiyetinin oluşumunda mektebin rolünün azlığını ifade ederken şöyle der: “Fert içtimaî vasıflarını mektepten almış olduğu formasyona değil, muhîtine has şartlara borçludur (….) mektep kültürün bir unsurudur, fakat kültür problemini, mektebin halledeceği düşünülecek olursa, onun fonksiyonu hususunda adlandırılmış olur.”

Çocuğun Yetiştirilmesinde Çevre Etkisi

Çocukların yetişmesinde, içinde yaşadıkları zaman ve çevre şartları elbette son derece önemlidir. Çevre deyince aile, akranlar, akrabalar, diğer büyükler, okul, arkadaş, sokak, çarşı, pazar hayvanlar vs. gibi çok farklı muhitler akla gelir. Sathî (yüzeysel) nazarla bakılınca bunun en önemlisinin okul olduğu bile söylenebilir.

Ancak, bunlardan en mühiminin, en belirleyici olanının ebeveynin tanzim ettiği “aile” olduğunu söylemek gerekir. Çocuğun hayatının çoğu orada geçmekte ve çocuk, hayatı büyük ölçüde orada öğrenmekte ve yaşamakta -ayette belirtilen mutlak cehaletle birlikte- her şeyi öğrenmek üzere kendisine verilen “kulak”, “göz” ve “kalp” kameraları çekimlerinin çoğunu orada yapmakta, iyiye veya daha iyiye, kötüye veya daha kötüye orada yönlendirilmekte, organize edilmektedir. Bu sebepledir ki, Kur’ân, -daha önce genişçe açıkladığımız üzere- çocuğun uhrevî felaketinden ebeveyni sorumlu tutmuştur.

Çocuğun şahsiyetini bulmada, içinde yetiştiği çevrenin ne denli tesirli olduğunu göstermek için, bir gazete haberini özetlemek isterim: Afrika’da açılan Türk okullarında çalışan bir öğretmenin, orada iki çocuğu dünyaya gelir. Çocuklar 4-5 yaşlarına kadar siyahîlerin içinde büyürler. Türkiye’ye dönüşlerinde, İstanbul’da uçaktan inen bu çocuklar meydanda beyaz renklileri görünce korkup ağlamaya başlarlar. Derken yakınlarından geçen iki siyahîyi görüp hıçkırıklarla koşup onların bacaklarına sarılıp sığınma ararlar. Bu haberden duyduğum şaşkınlığı anlattığım bir muhatabım, meğerse uzun yıllar Afrika’da aynı şekilde hizmet veren biriymiş; ilave etti: “Beyaz tenli bir arkadaşım eve misafir geldiği zaman çocuklar korkar ve ağlayarak kaçardı.”

Bu örnek, çocuğun yetişmesinde çevre unsurunun ne kadar öncelikli olduğunu açıkça göstermektedir.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir